Bazı kişilerin yaşadıkları birtakım sıkıntılar karşısında bağlı oldukları kişilerden himmet istedikleri ve onların himmetleri sayesinde o sıkıntılardan kurtuldukları, hatta bunu yakınlarında bulunanlar içinde talep ettikleri ve sıkıntılarından kurtardıkları belirtiliyor. Bunu nasıl açıklarsınız.Kişi yalnızca Rabbinden yardım istemeli değilmidir?
Tuesday, 06 October 2009
Tasavvufta himmet var mıdır?
Himmet, sâlihlerden maddî ve manevî konularda yardım istemek demektir. Bu ise daha çok onların dualarını taleb etmekle olur. Dinimiz müslümanları başkalarından dua istemeye teşvik eder. Anne babanın, yolcunun, mazlumun duasının reddolunmayacağına dair kaynaklarda rivayetler vardır. Sufiler de tüm müslümanların duasını almaya çalışır. Zira Hakk Teâlâ’nın rahmeti kimin vesilesi ile harekete geçer bilinemez. Allah Teâla bu duaları ister kabul eder, ister ahirete saklar, isterse de reddeder. Başka bir deyişle sâlih ve makbul kul da olsa insanların duasının yüzde yüz kabul edileceğine dair bir garanti yoktur. Hatta bu garanti Peygamber Efendimize (s.a.v) dahi verilmemiştir. Çok sevdiği amcası Ebû Tâlib’in İslam’a girmesi için yaptığı dualar kabul edilmemiş, “Ey Habibim sen dilediğini hidayete erdiremezsin Allah kimi dilerse onu hidayete erdirir” (kasas, 28:56 şeklinde bir ayet nazil olmuştur. Sufiler arasında bazı meşayihin duaları redd olunmaz şeklindeki düşünceler doğru değildir, Allah Teâlâ’nın iradesi olmadan hiçbir insanın duası şefaati ve aracılığı makbul olamaz. Bununla birlikte Allah Teâlâ’nın sâlih kullarının dualarını ve himmetlerini elde etmek için sâlik gayret etmelidir. Peygamberlerin ve onların gerçek mirascıları olan velilerin Allah tarafından kendilerine verilen manevi güçlerini yok saymak da doğru değildir. Onların duaları sebebiyle nice kavimler helak olmuş, niceleri de âbâd olmuştur. Nasıl ki kötü tıynetli insanların, şeytanların negatif enerjisi insanda kötü tesir bırakıyorsa aynı şekilde iyilerin de insan üzerinde pozitif tesiri olmaktadır. Aynı şekilde Allah doktorlara tıp bilgileri sebebiyle Şâfî isminden bir tecelli vermiş, onlar da insanlara şifa verebilmişlerdir. Şüphesiz yüce Rabbimiz verirken de alırken de hiçbir yardımcıya ve şerike ihtiyacı yoktur. Ne var ki Allah Teâlâ hem maddî hem de manevî konularda sebeplere binaen kullarına ihsanda bulunmaktadır, bu O’nun yeryüzündeki sünnetidir. Rabbimizin Hâdî, Mudil, Şâfî, Rezzâk gibi pek çok sıfatları kullar aracılığı ile tecelli etmektedir. Bundan dolayı sâlihlerin himmeti, insanın manevi gelişiminde çok önemlidir. İmam Rabbanî bu konuda: O büyüklerin sözleri, kalp hastalıklarına ilaçtır. Onların bakışları manevi hastalıklara şifadır. (168. mektup) demiştir. Burada önemli olan bu yardımın Allah’tan bilinmesi ve hiçbir varlığa O’ndan ayrı olarak güç atfedilmemesidir. Hayır ve şer her şey sadece Allah’tan gelir, kullar sadece vesiledir.
Bu konuda diğer önemli bir mesele de sâlikin sadece himmete güvenmemesi, kemâlâta ermek için elinden gelen gayreti göstermesidir. Sufiler arasında meşhur olan şu söz bu konuyu gayet veciz olarak açıklamaktadır. Sâlik “Baba himmet” şeyh de: “oğul gayret” der.

