<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>ALTINOLUK - TASAVVUF</title>
	<link>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Tue, 06 May 2008 06:35:19 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Sağlam bir tasavvuf çizgisinde hangi özellikler bulunmalıdır?</title>
		<link>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/saglam-bir-tasavvuf-cizgisinde-hangi-ozellikler-bulunmalidir/</link>
		<comments>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/saglam-bir-tasavvuf-cizgisinde-hangi-ozellikler-bulunmalidir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 07:18:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/saglam-bir-tasavvuf-cizgisinde-hangi-ozellikler-bulunmalidir/</guid>
		<description><![CDATA[Bu sorunun tasavvuf konusundaki belirsizlikleri gidermek amacıyla sorulduğu anlaşılmaktadır. Bugün tasavvuf konusunda sapla saman birbirine karıştığı, şeyhlerin sahtesi ile gerçeği yaygın bir biçimde her yanda bulunduğu için bunları birbirinden tefrik etmek zordur. Bunların doğrularını tanımak için bir takım ölçülere ihtiyac vardır. İşte o ölçüler şunlardır:
a- Ehl-i sünnet ve ve&#8217;l-cemaat çizgisinde sağlam bir inanç,
b- Kitap ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu sorunun tasavvuf konusundaki belirsizlikleri gidermek amacıyla sorulduğu anlaşılmaktadır. Bugün tasavvuf konusunda sapla saman birbirine karıştığı, şeyhlerin sahtesi ile gerçeği yaygın bir biçimde her yanda bulunduğu için bunları birbirinden tefrik etmek zordur. Bunların doğrularını tanımak için bir takım ölçülere ihtiyac vardır. İşte o ölçüler şunlardır:</p>
<p>a- Ehl-i sünnet ve ve&#8217;l-cemaat çizgisinde sağlam bir inanç,</p>
<p>b- Kitap ve sünnete uygun derin bir ibâdet hayatı (sâlih amel),</p>
<p>c- Düzgün bir muâmelât ,</p>
<p>d- Muhammedî bir ahlâk.</p>
<p>Tasavvuf bu ölçüler içinde şu özellikleri de taşır:</p>
<p>a- Tasavvuf manevi tecribe ile anlaşılan hal ilmidir,</p>
<p>b- Tasavvufi bilginin konusu ma&#8217;rifetullah&#8217;tır,</p>
<p>c. Tasavvuf tatbiki bir ilim olduğundan mürşid vasıtasıyla öğrenilir,</p>
<p>d- Tasavvuf kitaptan okuyarak öğrenilebilecek bir ilim değildir, çünkü tecrübîdir.</p>
<p>e- Tasavvufun bilgi kaynağı felsefe ve kelâm gibi akılla sınırlı değildir. İlham ve keşf de bilgi kaynağı olarak kabul edilir.</p>
<p>f- Tasavvufi eğitime  tarikat denilen özel yollarla kat&#8217;edilir.</p>
<p>Lüma&#8217; müellifi sûfîlerin sahtesini hakikisinden ayırmak için şöyle bir ölçü koyar:</p>
<p>1- Haramlardan kaçınmak,</p>
<p>2- Farzları îfâ etmek,</p>
<p>3- Dünyayı ehl&#8217;i dünyaya bırakıp dünya-perest olmamak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/saglam-bir-tasavvuf-cizgisinde-hangi-ozellikler-bulunmalidir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tasavvufun muhtevâ açısından mertebeleri nelerdir?</title>
		<link>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvufun-muhteva-acisindan-mertebeleri-nelerdir/</link>
		<comments>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvufun-muhteva-acisindan-mertebeleri-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 07:17:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvufun-muhteva-acisindan-mertebeleri-nelerdir/</guid>
		<description><![CDATA[Tasavvufun tahalluk ve tahakkuk olmak üzere iki mertebesi; yani boyutu vardır. Tahalluk, tasavvufun eğitim boyutudur. Tasavvufi hayat, tarikat, manevi makamlar, seyr u sülûk ve âdâb gibi konuları kapsar. Tahakkuk ise tasavvufun ma&#8217;rifet, işâret ve bilgi boyutudur. Bu da insanın ma&#8217;nevî eğitim sayesinde ahlâk ve takvâ açısından yükselişi ve Allah&#8217;a yaklaşması sonucu kâinattaki bazı ilâhî sırlara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tasavvufun tahalluk ve tahakkuk olmak üzere iki mertebesi; yani boyutu vardır. Tahalluk, tasavvufun eğitim boyutudur. Tasavvufi hayat, tarikat, manevi makamlar, seyr u sülûk ve âdâb gibi konuları kapsar. Tahakkuk ise tasavvufun ma&#8217;rifet, işâret ve bilgi boyutudur. Bu da insanın ma&#8217;nevî eğitim sayesinde ahlâk ve takvâ açısından yükselişi ve Allah&#8217;a yaklaşması sonucu kâinattaki bazı ilâhî sırlara âid elde ettiği bilgilerdir. Nitekim Kur&#8217;an&#8217;daki: &#8220;Allah&#8217;tan korkun Allah size öğretsin.&#8217;  (el-Bakara, 2/282) âyeti takvânın bir takım manevî bilgilere erme vesilesi olduğuna işaret etmektedir. Bir kudsî hadisteki: &#8220;Kulum bana nâfilelerle yaklaşmaya devam eder. Hatta ben onu severim. Ben onu sevince de gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı&#8230; olurum&#8221;  (Buhârî, Rikak, 38) ibâreleri, kulluk ve nâfile ibâdet ile insanın kâinâttaki ilâhî kudretin etkisini anlamaya başlayacağını anlatmaktadır. Aslında ehl-i sünnet inancına göre bütün insanların fiillerinin gerçek mutasarrıf ve hâlıkı  Allah&#8217;tır. Ancak insanlar gözlerindeki dünya ve mâsivâ perdesi sebebiyle bunu görememektedir. Yani bir başka ifade ile herkesin gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı Allah&#8217;tır. Çünkü bütün fiillerde yaratıcı O&#8217;dur. İnsanlar bu gerçeği nâfile ibâdetlerle Hakk&#8217;ın sevgilisi olacak konuma geldikleri zaman farkedebilirler. Kur&#8217;an&#8217;da Allah&#8217;ın, kulların fiillerini kendine izâfe etmesi bundandır. Nitekim &#8216;Onları siz öldürmediniz, Allah öldürdü.  Attığın zaman da sen atmadın, Allah attı.&#8217; (el-Enfâl, 8/17) &#8216;Bildikleriyle amel edene Allah bilmediklerini öğretir.&#8217; (Hilyetü&#8217;l-evliyâ, X, 15) hadisinde de aynı konuya işâret edilmektedir.</p>
<p>Tasavvufun bu iki özellği tasavvufî hayat ve tasavvufî düşünce olmak üzere iki mertebenin meydana gelmesini sağlamıştır. Bunların ikisi de birbirine bağlı olmakla birlikte  aslolan kulluğa yardımcı tasavvufî hayattır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvufun-muhteva-acisindan-mertebeleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Tasavvuf, tefsir, hadis ve fıkıh ilmi gibi bir ilimdir&#8221; deniyor. Tefsir İbn Abbas ile; hadis, hadis rivayet eden bir çok sahâbî ile; fıkıh yine fakih sahabîler ile Peygamberimiz zamanından bu yana sâbit ilimlerdir. Ama Peygamberimiz ve hulefâ-i râşidin döneminde tasavvufun isminden bile bahsedilmemiştir, ne dersiniz?</title>
		<link>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvuf-tefsir-hadis-ve-fikih-ilmi-gibi-bir-ilimdir-deniyor-tefsir-ibn-abbas-ile-hadis-hadis-rivayet-eden-bir-cok-sahabi-ile-fikih-yine-fakih-sahabiler-ile-peygamberimiz-zamanindan-bu-yana/</link>
		<comments>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvuf-tefsir-hadis-ve-fikih-ilmi-gibi-bir-ilimdir-deniyor-tefsir-ibn-abbas-ile-hadis-hadis-rivayet-eden-bir-cok-sahabi-ile-fikih-yine-fakih-sahabiler-ile-peygamberimiz-zamanindan-bu-yana/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 07:16:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvuf-tefsir-hadis-ve-fikih-ilmi-gibi-bir-ilimdir-deniyor-tefsir-ibn-abbas-ile-hadis-hadis-rivayet-eden-bir-cok-sahabi-ile-fikih-yine-fakih-sahabiler-ile-peygamberimiz-zamanindan-bu-yana/</guid>
		<description><![CDATA[Tasavvuf, İslâmî ilimler mozaiğinin bir parçasıdır. Nasıl tefsir, hadis ve fıkıh asr-ı saâdette var olan bir ilim ise tasavvuf da muhtevâsı itibarıyla öyledir. Çünkü İslâm&#8217;ın ihsan boyutunu, îmanın îkan; yani yakînî bir kıvamda yaşanmasını sağlayan tasavvuftur. Kur&#8217;an&#8217;da bahsi geçen takvâ, zikir, huşû, tevbe ve rızâ gibi kalb amellerinin nasıl gerçekleşeceğini Kur&#8217;an ve sünnetten alıp tatbiki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tasavvuf, İslâmî ilimler mozaiğinin bir parçasıdır. Nasıl tefsir, hadis ve fıkıh asr-ı saâdette var olan bir ilim ise tasavvuf da muhtevâsı itibarıyla öyledir. Çünkü İslâm&#8217;ın ihsan boyutunu, îmanın îkan; yani yakînî bir kıvamda yaşanmasını sağlayan tasavvuftur. Kur&#8217;an&#8217;da bahsi geçen takvâ, zikir, huşû, tevbe ve rızâ gibi kalb amellerinin nasıl gerçekleşeceğini Kur&#8217;an ve sünnetten alıp tatbiki olarak öğreten zâhidlerdir, sûfîlerdir. Tasavvufun asr-ı saâdetteki adı belki zühddür, ihsandır, rabbânîliktir ama; tasavvuf öz ve muhtevâ itibarıyla o gün de vardır. Nitekim elinizdeki eserin 3-7. bölümleri arası okunacak olursa büyük sahâbîlerden herbirinin tasavvufta belli özellikleriyle imam ve önder oldukları görülecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvuf-tefsir-hadis-ve-fikih-ilmi-gibi-bir-ilimdir-deniyor-tefsir-ibn-abbas-ile-hadis-hadis-rivayet-eden-bir-cok-sahabi-ile-fikih-yine-fakih-sahabiler-ile-peygamberimiz-zamanindan-bu-yana/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Günümüzde tasavvufun içine pekçok  hurâfeler karışarak bozulduğu görülmektedir. Özellikle menkıbeler konusunda sıkıntılar var. Net bir tasavvuf ortaya konmuyor? Bu konuda neler yapılabilir?</title>
		<link>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/gunumuzde-tasavvufun-icine-pekcok-hurafeler-karisarak-bozuldugu-gorulmektedir-ozellikle-menkibeler-konusunda-sikintilar-var-net-bir-tasavvuf-ortaya-konmuyor-bu-konuda-neler-yapilabilir/</link>
		<comments>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/gunumuzde-tasavvufun-icine-pekcok-hurafeler-karisarak-bozuldugu-gorulmektedir-ozellikle-menkibeler-konusunda-sikintilar-var-net-bir-tasavvuf-ortaya-konmuyor-bu-konuda-neler-yapilabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 07:16:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/gunumuzde-tasavvufun-icine-pekcok-hurafeler-karisarak-bozuldugu-gorulmektedir-ozellikle-menkibeler-konusunda-sikintilar-var-net-bir-tasavvuf-ortaya-konmuyor-bu-konuda-neler-yapilabilir/</guid>
		<description><![CDATA[Bu soruda herhalde tasavvufun bozulup gerilediğine işâret edilmek istenmektedir. Aslında İslâmî ilimler ve sosyal kurumlar bileşik kaplar gibidir. Birinin yükselmesi ve diğerlerinin yerinde sayması veya birinin seviyesinin düşüp diğerlerinin yukarda kalması mümkün değildir. İslâm dünyasında gerileme ve çözülme başlayınca bütün ilimler ve kurumlar bundan nasîbini almıştır. Medrese, tekke ve ordu üçlüsünün oluşturduğu sosyal müesseseler birbiriyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu soruda herhalde tasavvufun bozulup gerilediğine işâret edilmek istenmektedir. Aslında İslâmî ilimler ve sosyal kurumlar bileşik kaplar gibidir. Birinin yükselmesi ve diğerlerinin yerinde sayması veya birinin seviyesinin düşüp diğerlerinin yukarda kalması mümkün değildir. İslâm dünyasında gerileme ve çözülme başlayınca bütün ilimler ve kurumlar bundan nasîbini almıştır. Medrese, tekke ve ordu üçlüsünün oluşturduğu sosyal müesseseler birbiriyle âhenkli biçimde çalıştıkları, birbirlerini rakip görüp dışlamadıkları zamanlar yüksek seviyede hizmet vermişlerdir. Bu müesseseler birbirini bütünleyen özelliklerini kaybedip rekabetle birbirini yıpratmaya başlayınca genel bir gerileme başlamıştır. Tekke ve tasavvufi kurumların parlaklığını kaybettiği dönemde, medrese  veya ordunun hâlâ yüksek hizmetler verdiğini söylemek mümkün değildir. Bu itibarla gerileme ve çözülme bütün kurumlarda, birlikte yaşanmıştır.</p>
<p>Günümüzde tasavvufî hayatın içinde bulunduğu  öne sürülen bid&#8217;at ve hurâfeler aslında İslâm toplumunun ortak problemidir. Tasavvuf, ya da başka İslâmî çevrelerde görülen bir takım bid&#8217;at ve hurâfelerin temel sebebi bilgi eksikliğidir. Çünkü bugün insanlarda manevi hayata ilgi, bilginin çok önündedir. Bu ilgiyi doyurup iyiye kanalize edecek gerekli kurumlar bulunmadığı ve dini bilgilenmede problemler olduğu için insanlar din adına çoğu zaman  hurâfelere takılıp kalmaktadır. Hurâfe ve bid&#8217;atin tek sebebi cehâlettir. Ehl-i sünnet çizgisinde müteşerri ve cehâletten kurtulmayı görev sayan tarikatler hurâfelerle mücâdele etmektedir. Nitekim XIX. yüzyılda başta Nakşbendiyye&#8217;nin Hâlidiyye kolu olmak üzere pek çok tarikat, ilim ve medrese çevrelerinin de desteğiyle bir tecdid, yenilenme ve ıslahat hareketi başlatmış; hurâfe ve bid&#8217;atlere karşı bayrak açmıştır.</p>
<p>Menkıbelerle ilgili sıkıntılara gelince işe önce menkıbenin ne olduğundan başlayalım. Menkıbe (doğrusu menkabe) lügatte övünülecek fazilet, hüner ve meziyet demektir. Istılahta ise peygamberler, sahâbîler, tarihî şahsiyetler, mezheb imamları ve sûfîlerin övülecek fazîlet ve meziyetlerini anlatan rivâyetler, demektir. Kur&#8217;an&#8217;da geçmiş peygamberlere ve ümmetlerine âid bir takım kıssaların yer alması, hadislerde de böyle rivâyetlerin bulunması &#8216;kıssacılık&#8217; diye bir mesleğin meydana gelmesini sağlamıştır. Kıssacılara &#8216;kussâs&#8217; denilir. Halk kıssalardan hoşlandığı için bunlar, vaaz ve irşâdda bir eğitim aracı olarak kullanılmıştır. Sûfîler başlangıçtan beri bu tür kıssalardan oluşan, peygamberler, sahâbîler ve ilk devir sûfîlerinin kıssa ve menâkıbını yazılı ve sözlü olarak nakledegelmişlerdir. Tabiî, bir meslek hâline gelen bu alanda halk muhayyilesinin de katkılarıyla zaman zaman abartılı rivâyetler de gündeme gelmiş, hattâ zamanla işin özünü ve nasihat değerini ihmâl eden bazıları, sadece kıssa ve menkıbe yazıp nakletmeyi ve olağanüstü bir takım olaylardan bahsetmeyi daha önemli görür olmuştur. Halbuki kıssa ve menkıbelerde gaye, okuyan ve dinleyenlere bir mesaj ve öğüt vermektir. Bu gayeye uygun olarak yazılan ve anlatılan menkıbelerin yararlı olduğunda şüphe yoktur. Tayy-ı zaman ve tayy-ı mekân gibi bir takım olağanüstülüklerin bulunduğu keramet ve menkıbeleri, halkın kahramanlık duygularını tatmîne yarayan şeyler olarak görüyorum. Kesikbaş hikâyeleriyle savaşta orduya yardım eden yeşil sarıklı velilere bu gözle bakılmalıdır. Bugünün materyalist ve pozitivist dünyasında îcâd edilen süpermen filmlerinde verilmek istenen nedir? Seyircinin gizli kalmış bir takım macera, kahramanlık ve intikam duygularını tatmin değil mi? Herhalde menkıbelerde de böyle bir etki bulunduğu için çokça tutulmuştur. Nasıl bir kurgubilim filmini gerçek sanmak yanlış ise menkıbelerde anlatılan bazı şeyleri de böyle doğrudan dinin temel esası gibi sanmak ve öyle sunup algılamak da yanlıştır. Bugün Batı&#8217;da ruh hastalıklarının tedavisinde sûfî menkıbelerinin kullanıldığına ilişkin bir takım yayınlar göze çarpmaktadır. Bu da bize bunların bir takım fonksiyonlar icra edebilecek önemini göstermektedir. Önemli olan sap-saman ile dânenin birbirine karışmamasıdır. Bugün gerek menkıbeleri nakledenler, gerekse okuyup dinleyenler, zaman zaman anahedefi birbirine karıştırdıklarından problemler doğmaktadır. Yerine göre kullanılır ve dînî bir nass gibi görülmezse menkıbelerin de yararlı olabileceğinde şüphe yoktur.</p>
<p>İslâmî ilimlerin hepsinde meydana gelen canlanma, yenilenme tasavvuf muhitlerinde de görülmektedir. Ancak nasıl fıkıh, tefsir ve hadiste bugün müslümanlar dün oldukları seviyeyi henüz yakalayamamışlarsa tasavvufta da yakalayamamışlardır. Kaldı ki tasavuf bir ilim olduğu kadar manevî ve rûhî bir hayattır. Bu yüzden bu konudaki gelişmeler daha büyük önem arzetmekte ve zamana ihtiyac göstermektedir. Bu konuda neler yapılabileceği konusunda şunları söyleyebiliriz. Önce tasavvufun ilim boyutu tasavvuf klâsikleri denilen  Kuşeyrî Risâlesi, İhyâ, Kutü&#8217;l-kulûb, el-Lüma, et-Taarruf ve Keşfu&#8217;l-mahcûb gibi müteşerri kaynaklar ile tasavvufi düşünce ürünü klâsik eserlerden yararlanılarak ortaya konmalıdır. Ardından tasavvufun eğitim yönü demek olan seyr u sülûk boyutu, işi tezgâhtarlığa vardırmayan liyâkatli ve şerîata merbût mürşidlerce hem yazılı eserler, hem de fiilî örneklerle takdim edilmelidir. Böyle bir ortamın gerçekleşmesinden sonra belli bir süreç içinde mutlaka gelişmeler olacaktır. İslâmın hukuk sistemi bile henüz bugünün ihtiyaçlarına cevap verecek bir biçimde tam olarak ortaya konulamamış ve bununla ilgili gerekli ve yeterli çalışmalar yapılamamışken bütün eksiklik ve kusur sadece tasavvufta imiş gibi önyargılı davranmak haksızlık olur diye düşünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/gunumuzde-tasavvufun-icine-pekcok-hurafeler-karisarak-bozuldugu-gorulmektedir-ozellikle-menkibeler-konusunda-sikintilar-var-net-bir-tasavvuf-ortaya-konmuyor-bu-konuda-neler-yapilabilir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bazıları &#8216;Tasavvuf, Yunan mistisizminden alınmıştır.&#8217; diyorlar. İslâm literatürüne girmiş bir ilim olan tasavvufun kaynağını açıklar mısınız?</title>
		<link>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/bazilari-tasavvuf-yunan-mistisizminden-alinmistir-diyorlar-islam-literaturune-girmis-bir-ilim-olan-tasavvufun-kaynagini-aciklar-misiniz/</link>
		<comments>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/bazilari-tasavvuf-yunan-mistisizminden-alinmistir-diyorlar-islam-literaturune-girmis-bir-ilim-olan-tasavvufun-kaynagini-aciklar-misiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 07:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/bazilari-tasavvuf-yunan-mistisizminden-alinmistir-diyorlar-islam-literaturune-girmis-bir-ilim-olan-tasavvufun-kaynagini-aciklar-misiniz/</guid>
		<description><![CDATA[Tasavvufun kaynağını yabancı kültürlerde arama kaygısı, daha çok müsteşriklerin gayretleriyle ortaya çıkmış bir görüştür. Muhtelif dinlerin mistik yapılarındaki bir takım benzerlikler onları bunların birbirinden alınmış olması anlayışına sevketmiştir. Bir takım müsteşrikler tasavvufun sadece Yunan mistisizminden değil, Hind, İran, Mısır, Hristiyan ve Yahûdî mistisizminden etkilendiği düşüncesini öne sürmüşlerdir. Aralarındaki bir takım benzerlikler sebebiyle bu düşünceleri öne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tasavvufun kaynağını yabancı kültürlerde arama kaygısı, daha çok müsteşriklerin gayretleriyle ortaya çıkmış bir görüştür. Muhtelif dinlerin mistik yapılarındaki bir takım benzerlikler onları bunların birbirinden alınmış olması anlayışına sevketmiştir. Bir takım müsteşrikler tasavvufun sadece Yunan mistisizminden değil, Hind, İran, Mısır, Hristiyan ve Yahûdî mistisizminden etkilendiği düşüncesini öne sürmüşlerdir. Aralarındaki bir takım benzerlikler sebebiyle bu düşünceleri öne sürenler, bu benzerliklerin insan fıtratından kaynaklanan özellikler olduğunu; her nerede bulunursa bulunsun ve hangi çağda yaşarsa yaşasın insanın belli ihtiyac ve temayüllerinin bulunduğunu görmezden gelmişlerdir. Nasıl din olgusu tarihi boyunca insan için bir gerçekse, rûhî hayat ve tasavvuf da din  ve insan için öyledir. İslâm&#8217;da bulunan ibâdet ve muâmelâta âid bir takım ahkâm ve âdâbın Hristiyanlık ve Yahûdîlikteki âdâb ve ahkâma benzemesi, nasıl bunların oradan alındığı anlamına gelmezse, tasavvufi hayat ve tasavvufi düşüncelerdeki benzerliklerin de böyle bir takım dış kültürlerden aktarılmış olması anlamını taşımaz. Rengi, dili, kavmiyeti ne olursa olsun, insanların belli rûhî anlayışları hiç yabancılık çekmeden algılaması meselâ bir Japon&#8217;un İslâm tasavvufuna dair yazılmış bir eserden zevk alması bu ortak noktadan kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Bir ilmin İslâmî olup olmadığını anlamak için önce adına, sonra muhtevâsına, sonra da o ilim mensuplarının kendilerini şeriat karşısında hangi noktada gördüklerine bakmak gerekir. Bu üç esasa göre tasavvufu sırasıyla ele alacak olursak:</p>
<p>a- Tasavvufun adının genellikle ashâb-ı suffenin &#8220;suffe&#8221;sinden, &#8220;safvet&#8221;ten ve &#8220;sûf&#8221; kökünden geldiği kabûl edilir. Bu kelimelerin üçü de İslâmî menşelidir. Tasavvufun kökü olarak &#8220;Sofia&#8221; kelimesinden bahsedilmişse de, gerek sûfîler ve gerekse araştırıcılar tarafından reddedilmiştir. Hattâ bir takım müsteşrikler bile tasavvuf ve sufi kelimesinin sofia kökünden geldiğine karşı çıkmış, bunun yerine yün anlamına gelen &#8220;sûf&#8221; kökünden geldiği görüşünü benimsemişlerdir.</p>
<p>b- Tasavvufun iki önemli muhtevâsı vardır: Eğitim ve bilgi. Tasavvuf, eğitimde temel olarak benimsediği zikir, tezkiye, tasfiye, rabbânîlik, mücâhede gibi esaslar ve üsve-i hasene (model şahsiyet) ilkesiyle bir yaşama biçimidir. Kur&#8217;an&#8217;da 250&#8242;den fazla yerde geçen zikir lâfzı ve bu konudaki emirler, &#8220;nefsini tezkiye edenin kurtuluşa ereceğini&#8221; haber veren âyet (eş-Şems, 91/9); safvete ermiş kalb-i selim (eş-Şuarâ, 26/88-89) ve rabbânîlik (Âlü İmrân, 3/79) riyâzat ve mücâhede konusundaki ilâhî emir ve nebevî tavsiyeler aslında tasavvufî hayatın Kur&#8217;an ve sünnet menşeli olduğunu göstermektedir. Tasavvufun bilgi boyutu yukarıda 2. sorunun cevabında belirtildiği gibi manevî eğitim, takvâ sonucu elde edilebilecek keşfî ve ledünnî bilgilerdir.</p>
<p>c- Sûfîlerin kendilerini şeriat açısından hangi noktada gördükleri mes&#8217;elesine gelince ilk sûfîlerden itibaren meşâyıh ilimlerinin şerîata bağlılığını sık sık vurgulamışlardır. Nitekim Cüneyd: &#8220;Tasavvuf bir evdir, kapısı şeriattır.&#8221; Seriy Sakatî: &#8220;Tasavvuf kitap ve sünnetin zâhirine ters bir bâtın ilminden bahsetmez.&#8221; ve Sehl b. Abdullah Tüsterî: &#8220;Bizim yolumuzun temeli şu yedi şeydir: Allah&#8217;ın kitabına sarılmak, Rasûlü&#8217;nün sünnetine uymak, helâl lokma, başkalarına eziyet ve yük olmamak, günahlardan kaçınmak, tevbe ve hukuka riâyet.&#8221; der. Bu tür söz ve uygulamaları çoğaltmak mümkündür. Mes&#8217;eleye bu açıdan bakıldığında da görülen sûfîlerin İslâmî bir yapı içinde olduklarıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/bazilari-tasavvuf-yunan-mistisizminden-alinmistir-diyorlar-islam-literaturune-girmis-bir-ilim-olan-tasavvufun-kaynagini-aciklar-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tasavvufa ayrı bir din gözüyle bakanlar var. Bu konudaki fikriniz nedir?</title>
		<link>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvufa-ayri-bir-din-gozuyle-bakanlar-var-bu-konudaki-fikriniz-nedir/</link>
		<comments>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvufa-ayri-bir-din-gozuyle-bakanlar-var-bu-konudaki-fikriniz-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 07:13:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvufa-ayri-bir-din-gozuyle-bakanlar-var-bu-konudaki-fikriniz-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Bir önceki soruda saydığımız deliller tasavvufun İslâmî bir ilim olduğunu göstermek için kâfîdir. Tasavvufun ayrı bir din olduğu görüşünü savunanlar, ya gerçek tasavvuf çevrelerinin de kabul etmediği birtakım istismarcı ve sapıkların durumuna bakıp bir genelleme yaparak yanılıyorlar, ya gerçek tasavvufu yeteri kadar bilmiyorlar, ya da hasmâne bir tavır içindedirler. Birinci grupta bulunanlar, bugün piyasada tasavvufu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir önceki soruda saydığımız deliller tasavvufun İslâmî bir ilim olduğunu göstermek için kâfîdir. Tasavvufun ayrı bir din olduğu görüşünü savunanlar, ya gerçek tasavvuf çevrelerinin de kabul etmediği birtakım istismarcı ve sapıkların durumuna bakıp bir genelleme yaparak yanılıyorlar, ya gerçek tasavvufu yeteri kadar bilmiyorlar, ya da hasmâne bir tavır içindedirler. Birinci grupta bulunanlar, bugün piyasada tasavvufu bir istismar aracı olarak kullanıp bir takım maddi ve dünyevi çıkarlar sağlamak isteyenlere bakıp tasavvuf hakkında genel bir hüküm vermektedirler. Aslında gerçek sûfîler, böylelerini tasavvuf ehli olarak görmemektedir. İkinci grupta yer alan ve müteşerri  tasavvufun temel  esaslarını bilmeyen kişilere, müteşerri mutasavvıfların eserlerini ve hayatlarını okuyup incelemelerini tavsiye ederiz. Bir Kuşeyrî&#8217;yi, bir Gazzâlî&#8217;yi, bir İmâm-ı Rabbânî&#8217;yi ve diğerlerini okusunlar. Üçüncü grupta bulunanları ise biraz insafa davet ederiz.</p>
<p>Sûfîlerin yeni bir din ihdâsı ile ortaya çıkan kimselere karşı yaptıkları mücâdele, böyle bir iddiânın doğru olmadığını göstermek için yeterli bir sebebdir. Nitekim İmam-ı Rabbânî döneminde yaşayan devrin sultanı Ekberşah, İslâm, Hristiyanlık ve Hinduizm&#8217;den karma bir din ihdas etmeye kalkışmıştı. Bu zatla amansız bir mücâdele sürdürüp engel olan İmam-ı Rabbânî hazretleridir. Kendisine &#8216;ikinci bin yılının yenileyicisi&#8217; anlamına  - Müceddid-i elf-i sânî - denilmesinin sebebi bu mücâdelesi ve hizmetidir. Her biri bir Allah ve peygamber âşıkı, İslâm hâdimi olan sûfilerin temsil ettiği tasavvufun bir başka din gibi takdim edilmesinin ilmîlik ve insâf ölçüleri ile bağdaşır yanı yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvufa-ayri-bir-din-gozuyle-bakanlar-var-bu-konudaki-fikriniz-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İslâm&#8217;ı tasavvuf, cihad ve nur gibi ekol ve fırkalara ayırmak acz ifadesi değil midir?</title>
		<link>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/islami-tasavvuf-cihad-ve-nur-gibi-ekol-ve-firkalara-ayirmak-acz-ifadesi-degil-midir/</link>
		<comments>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/islami-tasavvuf-cihad-ve-nur-gibi-ekol-ve-firkalara-ayirmak-acz-ifadesi-degil-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 07:10:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/islami-tasavvuf-cihad-ve-nur-gibi-ekol-ve-firkalara-ayirmak-acz-ifadesi-degil-midir/</guid>
		<description><![CDATA[Bu soruyu soran kardeşimiz herhalde bugün ülkemizdeki tasavvuf ve Risâle-i Nûr adıyla anılan cemâatlara ve bazı İslâm ülkelerindeki tanzîm-i cihâd gibi bir takım kuruluşlara bakarak bu soruyu sormuş olmalıdır. Bugün ülkemizde ve diğer İslâm ülkelerinde bulunan İslâmî cemâat ve fırkalar bir arayış içindedirler. İmâmesi kopmuş tesbih taneleri gibi dağılan müslümanları yeniden toparlamaya çalışmakta; zor bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu soruyu soran kardeşimiz herhalde bugün ülkemizdeki tasavvuf ve Risâle-i Nûr adıyla anılan cemâatlara ve bazı İslâm ülkelerindeki tanzîm-i cihâd gibi bir takım kuruluşlara bakarak bu soruyu sormuş olmalıdır. Bugün ülkemizde ve diğer İslâm ülkelerinde bulunan İslâmî cemâat ve fırkalar bir arayış içindedirler. İmâmesi kopmuş tesbih taneleri gibi dağılan müslümanları yeniden toparlamaya çalışmakta; zor bir dönemden geçen insanımızın yeniden toparlanışına katkıda bulunmaktadır.  Farklı yapıdaki bu cemâatlar, birbirleriyle uğraşmadığı ve önündeki hizmet plânına göre birşeyler yaptığı sürece faydalıdırlar. Hatta onların farklı gruplar hâlindeki hizmetleri kendilerini hizmet yarışına sürükleyen bir motivasyondur. Allah Teâlâ: &#8216;Siz hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun sonunda Allah hepinizi bir araya getiririr.&#8217; (el-Bakara, 2/148) buyurmaktadır. Her grup birbiriyle çekişmeden hayır yarışına girince Allah, onları bir araya getirecektir. Dolayısıyla bu tür grupları bir hizmet dağılımı gibi görmek gerekir. Çünkü her grubun meşreb ve meslekine göre hizmet önceliği vardır. Bu da toplumda değişik konuların değişik gruplarca ele alınmasını sağlamakta; dolayısıyla İslâm toplumunun inşâsına katkıda bulunmaktadır. Ayrıca gruplar arası iç çekişme genellikle dış mücâdemleye güç olmadığı zamanlarda olur. Dış düşmanlarla mücâdele edebilecek bir kıvâma gelen İslâmî topluluklar zâten çekişmez. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/islami-tasavvuf-cihad-ve-nur-gibi-ekol-ve-firkalara-ayirmak-acz-ifadesi-degil-midir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tasavvuf alanında zaman zaman görülen bozulma çizgisinin nedenleri nelerdir? Tasavvufta otokontrol meka­nizması var mıdır? Nasıl işler?</title>
		<link>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvuf-alaninda-zaman-zaman-gorulen-bozulma-cizgisinin-nedenleri-nelerdir-tasavvufta-otokontrol-meka%c2%adnizmasi-var-midir-nasil-isler/</link>
		<comments>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvuf-alaninda-zaman-zaman-gorulen-bozulma-cizgisinin-nedenleri-nelerdir-tasavvufta-otokontrol-meka%c2%adnizmasi-var-midir-nasil-isler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 07:10:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvuf-alaninda-zaman-zaman-gorulen-bozulma-cizgisinin-nedenleri-nelerdir-tasavvufta-otokontrol-meka%c2%adnizmasi-var-midir-nasil-isler/</guid>
		<description><![CDATA[Bütün bilim dallarında ve kurumlarda olduğu gibi tasavvufta da zaman zaman asıldan uzaklaşmalar ve bir takım sapmalar olmuştur. Bozulmanın temel sebebi liyâkatsizlik ve cehâlettir. Babadan oğula intikal eden şeyhlik anlayışı, liyakatsiz ve ehliyetsiz kimselerin kolayca şeyhlik makamına oturmalarını sağlamış, bu da tabiî olarak bozulma sürecini hızlandırmıştır. Önceleri tasavvufî eğitim için belli bir dînî altyapı sağlanır, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bütün bilim dallarında ve kurumlarda olduğu gibi tasavvufta da zaman zaman asıldan uzaklaşmalar ve bir takım sapmalar olmuştur. Bozulmanın temel sebebi liyâkatsizlik ve cehâlettir. Babadan oğula intikal eden şeyhlik anlayışı, liyakatsiz ve ehliyetsiz kimselerin kolayca şeyhlik makamına oturmalarını sağlamış, bu da tabiî olarak bozulma sürecini hızlandırmıştır. Önceleri tasavvufî eğitim için belli bir dînî altyapı sağlanır, ondan sonra tarîkata girilirdi. Önce tekke ve medrese arasındaki soğukluk bu yapıyı belli bir biçimde menfi olarak etkiledi. Ardından ehliyet ve liyâkatine bakılmadan şeyh çocukları tekkelere şeyh olmaya başladılar. Liyakatsizlikler sonucunda yanlışlık hızla artmaya başladı.</p>
<p>Tasavvuf ve tarikatlerin iki otokontrol mekanizması vardı. Bunlardan biri tekkelerin kendi içinde seyr u sülûk ile işleyen ve ancak hilâfet alanlara irşâd imkânı sağlayan mekanizma. Özellikle büyük merkez tekkeler kendilerine bağlı taşra tekkelere yetiştirdikleri halifeleri gönderir, meydana gelebilecek şikâyetlere göre bu kişilerin azl ve tayinleri için meşihat ve saltanat makamına arîzalar takdim ederlerdi. Yetki ve sorumluluk âsitâne tabir edilen merkez tekkelerde olurdu. Teftiş ve murakabe de onlar tarafından yapılırdı. İkinci otokontrol sistemi ise en geçerli sosyal kontrol mekanizması olan halkın ve tarikat bağlılarının tepkisi ve kontrolü idi. Bütün sosyal kurumlarda olduğu gibi tekkelerde de bu mekanizma son derece önemliydi. Halkın eğitim düzeyinin yüksek olduğu dönemlerde etkili bir biçimde çalışır ve ehil olmayan kimselerin işbaşına gelmesini önlerdi. Ama halkın eğitim düzeyi gerileyince bu mekanizmanın etkisi de azaldı. Tekkelerin kendi içindeki otokontrol mekanizmasının zaafa uğraması ve halkın şikâyetleri, yöneticileri bir takım ıslah çalışmaları ile bu mekanizmaya işlerlik kazandırmaya yönlendirmiştir. Nitekim II. Abdülhamid Han tarafından kurdurulan &#8220;Meclis-i meşâyıh&#8221;ın amacı otokontrol sistemini daha sağlıklı bir biçimde hayata geçirmekti. Bu amacı gerçekleştirmek için bir takım çalışmalar yapılmış ve tekke şeyhlerinin dini ve tasavvufi eğitimleri için belli esaslar vaz&#8217;edilerek icâzet zorunluluğu getirilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvuf-alaninda-zaman-zaman-gorulen-bozulma-cizgisinin-nedenleri-nelerdir-tasavvufta-otokontrol-meka%c2%adnizmasi-var-midir-nasil-isler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı sultanlarının tasavvuf anlayışları nasıldı?</title>
		<link>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/osmanli-sultanlarinin-tasavvuf-anlayislari-nasildi/</link>
		<comments>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/osmanli-sultanlarinin-tasavvuf-anlayislari-nasildi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 07:09:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/osmanli-sultanlarinin-tasavvuf-anlayislari-nasildi/</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı sultanları genelde iyi bir devlet adamı olmanın yanısıra gönül dünyası zengin deryâ-dil insanlardı. Amaçları kuru bir cihangirlik kavgası değildi. Dışa yansıyan atak ve savaşçı kişiliklerinin derinliğinde içli bir ruh dünyaları vardı. Bu özellikleri onların tasavvuf, edebiyat ve şiirle de ilgilenmelerinde etkili olmuştu. Devlete adını veren Osman Gazi&#8217;den itibaren son padişaha kadar genelinde bu özellekleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı sultanları genelde iyi bir devlet adamı olmanın yanısıra gönül dünyası zengin deryâ-dil insanlardı. Amaçları kuru bir cihangirlik kavgası değildi. Dışa yansıyan atak ve savaşçı kişiliklerinin derinliğinde içli bir ruh dünyaları vardı. Bu özellikleri onların tasavvuf, edebiyat ve şiirle de ilgilenmelerinde etkili olmuştu. Devlete adını veren Osman Gazi&#8217;den itibaren son padişaha kadar genelinde bu özellekleri görmek mümkündür. Osman Gazi&#8217;nin bir ahî şeyhi olan Şeyh Edebâlî&#8217;nin kızı ile evlenmiş olması belki bu yakınlığın en bâriz ve ilk örneğidir. Osmanlı, altıyüz yıl yaşayacak olan muhteşem imparatorluğun temellerini ordu, medrese ve tekke üzerine binâ etmiştir. İlk medrese kurucusu Dursun Fakih ve Dâvud Kayserî gibi kimselerle ilk şeyhulislâm Molla Fenârî&#8217;nin tekke menşeli insanlar olması, Osmanlı&#8217;da tekke-medrese ilişkisini göstermesi bakımından önemlidir. Orhân Gazi&#8217;nin Geyikli Baba ve Abdal Murâd gibi sûfîlere saygı duyması, I. Murâd&#8217;ın bizzat ahî şeyhi olması ve ardından gelen hemen bütün sultanların bir tarikat şeyhine yakın olmaya özen göstermesi sultanların tasavvufi yaklaşımını gösterir. Ordunun kuruluşunda bir tarikat piri olan H.Bektaş Veli&#8217;nin adı ve duâsıyla teberrük  etmeleri de önemli bir noktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/osmanli-sultanlarinin-tasavvuf-anlayislari-nasildi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tasavvufî hayat ferdî olarak yaşanamaz mı?</title>
		<link>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvufi-hayat-ferdi-olarak-yasanamaz-mi/</link>
		<comments>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvufi-hayat-ferdi-olarak-yasanamaz-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 May 2008 07:06:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvufi-hayat-ferdi-olarak-yasanamaz-mi/</guid>
		<description><![CDATA[Bu soruyla iki şey kasdedilmiş olabilir. Birincisi  evrad ve ezkârıyla, riyâzat ve mücâhedesiyle, seyr u sülûk ve tarikatıyla tasavvufun ferdî olarak yaşanıp yaşanamıyacağı; ikincisi kişinin kendi başına kitap ve sünnete uygun bir kulluk yapıp yapamayacağıdır. Öğrenmek başka, uygulamak ve yaşamak başka şeylerdir. Tasavvuf öğrenileni yaşamayı fiilî olarak öğreten bir eğitim kurumudur. Eğitimde güçlü şahsiyetlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu soruyla iki şey kasdedilmiş olabilir. Birincisi  evrad ve ezkârıyla, riyâzat ve mücâhedesiyle, seyr u sülûk ve tarikatıyla tasavvufun ferdî olarak yaşanıp yaşanamıyacağı; ikincisi kişinin kendi başına kitap ve sünnete uygun bir kulluk yapıp yapamayacağıdır. Öğrenmek başka, uygulamak ve yaşamak başka şeylerdir. Tasavvuf öğrenileni yaşamayı fiilî olarak öğreten bir eğitim kurumudur. Eğitimde güçlü şahsiyetlerin başkalarını etkileyerek kendi boyası ile boyaması sözkonusudur. Çünkü terbiye, olgunlaşmış şahsiyetlerin, insanın eksik ve ham tarafları üzerinde yaptığı olumlu etkidir. Türkçe&#8217;deki: &#8216;Kır atın yanında duran ya huyuhran, ya suyundan&#8217; sözü bu etkileşimi gösterir.</p>
<p>Birinci şekliyle; yani tasavvufun seyr u sülûk ve tarikatıyla ferdî olarak yaşanması mümkün değildir. Çünkü bu eğitim sisteminin amacı bir mürebbî ve mürşidi gerekli kılmaktadır. Bütün uygulamalı ilimlerde olduğu gibi tasavvufi terbiyede de üstâda ihtiyac vardır. Bu konuda Şeyh ve mürşide âid meselelerde daha ayrıntılı bilgiler verilmiştir.</p>
<p>İkinci şekliyle; yani insanın kendi kendine kitap ve sünnete göre kulluk yapması elbette mümkündür. Eldeki yazılı bilgilerden yararlanarak insan iyi bir müslüman olabilir. Ancak birlikteliğin heyecan ve coşkusu daha farklıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tasavvuf.darulerkam.altinoluk.com/2008/05/01/tasavvufi-hayat-ferdi-olarak-yasanamaz-mi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
